Dış bankaların sorunu zehirli kağıt bizimkilerin zehirli kredi

Dış bankaların sorunu zehirli kağıt bizimkilerin zehirli kredi

Dış bankaların sorunu zehir kağıtlar. Bu nedenle bankaların kredi verecek kaynağı kalmadı. Dışarıda bankalara verilen desteğin hedefi bankaların boş kasalarını doldurarak veya bankaların sermaye yeterliğini artırarak kredileme faaliyetine başlamalarını sağlamak.

Bizde ise bankaların zehirli kağıt sorunu yok. Kasaları dolu. Bizde bankaların sorunu güçlülerin kredi istememesi, kredi isteyenlerin güçsüz olması.

Bizin bankalara destek vererek bu düğümü çözmemiz gerekiyor.

Bankaların kredi musluklarının açılması il planda reel sektörün sorun gibi görünüyor ise de bu aynı zamanda bankaların sorunu. Çünkü (1) Bankalar kredi vermeden ayakta kalamaz. (2) Bankalar her önüne gelene kredi veremez. (3) Bankalar verdikleri kredileri geri alabilmek için çaba göstermeye mecburdur.

http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=18

 

Yorum bırakın

Zararın neresinden dönülse kârdır

Zararın neresinden dönülse kârdır

Üç gündür küresel iktisadi krizin Türkiye’ye olumsuz etkileri ve bu etkilerin nasıl sınırlandırılabileceği ile ilgileniyoruz. Bizatihi bu konunun moral bozucu olduğunu söylememek mümkündür. Daha iki yıl önce büyüme stratejisi üzerine tartışırken, bugünün konusu küçülme sürecinin başarılı yönetimidir. Krizin yönetimi demek, esasen, ekonominin bugünlerde düzenli olarak daralabilmesini temin etmektir. Krizin yönetimi demek, bu çerçevede, hasarın ortadan kaldırılması değil, hasarın sınırlandırılmasıdır. Önümüzde iki seçenek vardır: Ya bu kriz bizi yönetecektir ya da biz bu krizi yöneteceğiz. İlkinde ortaya çıkacak hasar daha fazla olacaktır. TEPAV çalışmasının ilk olarak bize gösterdiği budur.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=119764&YZR_KOD=6

Yorum bırakın

Seçim ve ekonomi

Seçim ve ekonomi

Bu haftanın flaş haberi Çin?den geldi. Merkez Bankası Başkanı doların yerine yeni bir uluslararası rezerv para birimi oluşturulmasını istedi. Krizin bu boyutunu kimin ve ne zaman gündeme getireceğini merak ediyordum. Tahmin edileceği gibi, ABD Hazine Bakanı Geithner ve Merkez Bankası Başkanı Bernanke teklifi derhal reddetti. Şaşırmadım. ABD hâlâ mevcut sistemin kendi çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyor. Dünya para sisteminde reform arayışlarına direniyor. ABD?de mali kesime yönelik son destek tedbirlerine borsaların olumlu tepkisi mali krizin dibi ile ilgili tartışmaları iyice canlandırdı. Dip noktanın görüldüğü önerisine bir anlamda katılıyorum. Mali kesimi vuracak yeni bir kötü dalga ihtimali azalıyor. Buna karşılık reel ekonomi açısından iyimser değilim. Talep ve üretimde yakın gelecekte hiçbir toparlanma işareti görünmüyor. Unutmayalım ki bozulmanın durması düzelmenin başladığı anlamına gelmez.

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=27.03.2009&Newsid=230076&Categoryid=4&wid=8

Yorum bırakın

5 paketin içinden de turizm çıkmadı

5 paketin içinden de turizm çıkmadı

Hükümet ekonomik krizi ciddiye aldı, 4?üncü pakette yer alan beyaz eşya, otomotiv ve konuta getirilen vergi indirimlerinden sonra, 1 milyar TL?lik 5?inci paketi de açtı. Maalesef binlerce çalışan işsiz kaldıktan, esnaf kepenk indirdikten sonra küresel krizle mücadelenin bir hükümet sorunu olduğu anlaşıldı.?Zamanlama? bazen en büyük başarı olabiliyor. İnsan hayatında olduğu gibi: Şu satırları yazarken devletin gözü hala BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu?nu taşıyan helikopteri göremedi! Söylenecek çok şey var, ancak umudu yitirmek istemiyorum.

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1075934&AuthorID=103&Date=27.03.2009&b=5%20paketin%20icinden%20de%20turizm%20cikmadi&a=Serpil%20Yılmaz&ver=90

Yorum bırakın

Daralma döneminde bolluk dönemine hazırlanmak?

Daralma döneminde bolluk dönemine hazırlanmak?

Kriz dönemleri, daralma dönemleridir. O dönemlerde durup düşünülür. Bolluk dönemlerine hazırlanmak için bu önemli ve gerekli bir konudur. Yaşadığımız bolluk döneminde yaptığımız hataları belirlemek, yeni bolluk dönemlerinde yatırımları daha doğru yapmamıza yönlenmemize yol açar. Şimdi tam böyle bir dönemden geçiyoruz. Son altı yılda hızlı büyüme döneminde yaptığımız yatırımları gözden geçirip, yaptığımız hataları, yarattığımız kapasite fazlalıklarıyla kaybettiğimiz verimliliğin ve katma değerin ne olduğunu saptamalıyız. Böylece, yeni bolluk dönemine doğru hazırlanırız. Bugünlerde daralan bir ekonomik dönemi yaşıyoruz. Ama biliyoruz ki, bir süre sonra ekonomimiz yeniden büyüme ve genişleme dönemine girecek. Tıpkı “Ortaçağ’da Rönesans hazırlığı” gibi bizim bolluk dönemlerinde yaptığımız hataları gözden geçirmemiz ve yeni bolluk döneminde az hatayla yola devamımızın düşünce yapısını hazırlamalıyız.

http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=17&id=42117&cDate=

Yorum bırakın

İhracatçının keyfi yerinde, şimdilik!

İhracatçının keyfi yerinde, şimdilik!

Sanayide çok ciddi bir üretim daralması görülüyor. İnşaat kesimi neredeyse tamamıyla durmuş durumda. Diğer kesimler de pek farklı değil. Sonuçta işsizlik kol geziyor; 4 milyona doğru tırmanıyor. Bu ekonomik daralmayı da hükümet yetkilileri büyük ölçüde küresel krize bağlıyor. Yani ihracat pazarları daraldığı için durgunluğa girdiğimiz iddia ediliyor. Peki, bu doğru mu? Bu tez temel olarak ihracatın son yıllarda ağırlığının otomotiv ve beyaz eşyaya geçtiği gerçeğine dayanıyor. Tüm dünyada dayanıklı mal talebi düşünce Türkiye?nin ihracatı hızla düşüyor. Tabii bu da ekonomik daralmaya ve işsizliğe neden oluyor. Geçen hafta TÜİK ihracat ve ithalat birim endekslerini açıkladı. Dolar bazında ithalat ve ihracat verilerini biliyoruz. Düşüş olağanüstü. Ama kriz çıktığından bu yana dünyada hemen her şeyin fiyatı düştü. Dolayısıyla dış ticaretteki daralmanın ne kadarı bu fiyattan, ne kadarı da miktar düşüşünden kaynakladığını anlamak gerekiyor.

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1075946&AuthorID=56&b=Ihracatcinin%20keyfi%20yerinde,%20simdilik&a=Hursit%20Gunes&ver=96

Yorum bırakın

Sigortacılar, krize rağmen 2008′de 404.3 milyon TL teknik kâr ettiler

Sigortacılar, krize rağmen 2008′de 404.3 milyon TL teknik kâr ettiler

Sektörün açıklanan bilançosuna göre, 2008′de üretimde yüzde 2.35 küçülmeye rağmen, teknik karlılık bir önceki seneye oranla yüzde 78.51 arttı. Buna rağmen sektörün hasar/prim oranı da yüzde 10.70 artışla, yüzde 72.49 oldu. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) iki gün önce, sigorta sektörünün 2008 yılı bilançosunu açıkladı. Kelimenin tam anlamıyla şaşırtıcı. Açıkçası, sektörün kar/zarar rakamlarının açıklanmasını dört gözle bekliyordum ve beklentim de, kriz nedeniyle sonuçların kötü çıkacağı yönündeydi. Ama tersi bir tabloyla karşılaştım. Önce, neden böyle bir beklenti içinde olduğumu sizlerle paylaşayım; sonra, sektörün geçen yılki bilançosunun analizini yapayım. TSRŞB, yaklaşık bir ay önce, yine sektörün 2008 yılına ait prim üretim sonuçlarını açıkladı. İşte bu sonuçlara göre; sigorta sektöründe hayat ve hayatı dışı branşlar olmak üzere toplam 11.774 milyon TL prim üretimi gerçekleştirildi. Böylece 2007 yılına oranla sektör üretimini yüzde 7.71 artırdı ancak, 2008 yılında enflasyonun TÜFE’de yüzde 10.06 olması nedeniyle, geçen yıl reel bazda yüzde 2.35 küçülme yaşandı.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=149&HBR_KOD=119747

Yorum bırakın

Halı altı? döneminin sonu

Halı altı? döneminin sonu

29 Mart seçimi, siyaset açısından önemli bir dönüm noktası olsa da, ekonomide ?askıya bırakılmış? sorunların çözümü ve önlemlerin alınması için de bir dönüm noktası olmaya aday. Bakmayın siz seçim meydanlarında açıklanan ?önlem paketlerine?! Açıklanan ?paketlerin?, ?eli yüzü düzgün? bir program çerçevesi olmadan orta vadede hiçbir işe yarar tarafı yok. 29 Mart dönüm noktasına gelene kadar; mevcut durumun olumsuzluğunu anlatanlar, önlem alınması gerektiğini söyleyenler hükümet tarafından ?psikolojiyi bozmakla? suçlandılar. Ekonomik sorunların varlığına ve yapılabileceklere işaret edeni hatta çözüme katkıda bulunabilecek yorumcular, ekonomistler ve yazarlara ?felaket tellalı?, ?kara gözlüklü? yakıştırması yapılması yeni bir olgu değil. Geçtiğimiz hafta Ankara?da bir kitapçı rafında bulduğumuz eski bir kitap, 1994 krizinde de benzer tavırların sergilendiğini tekrar anımsattı. Milliyet yazarı Osman Ulagay?ın 1994 krizine giden süreçte yazdığı gazete yazılarını topladığı ?Krize Adım Adım: Günah Sayılan Kehanet? adlı kitaptan bahsediyoruz. Kitap Kasım 1994?de yayımlanmış. 1994 Krizi?ne giden süreçte yapılan hatalar, atılmayan adımlar, yapılmayan reformlar ve de bunları anlatanlara ?felaket tellalı? yakıştırması yapılması bugünkü tablo açısından hiç de şaşırtıcı değil. Örneğin; 1994 krizinin en derin noktasına ?açılan bir kapı?, dereceleme kuruluşu S&P?nin Türkiye?nin notunu düşürmesi olmuştu.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=928187&Yazar=UĞUR%20GÜRSES&CategoryID=101

Yorum bırakın

Turizmci KOBİ desteği istiyor

Turizmci KOBİ desteği istiyor

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, hükümetin bir an önce turizmcileri KOBİ kapsamına alması gerektiğini söyledi. Ulusoy,  ?Bize nefes vermeyi sağlayın. Halkla insanları birleştiren biziz. Dünyadaki ekonomik daralma maalesef bizi de etkileyecek? dedi. Başaran Ulusoy başkanlığındaki TÜRSAB üyesi turizmcilerin Milliyet?le sekizinci buluşması Hilton Oteli?nde gerçekleşti. Doğan Gazetecilik Reklam Grup Başkanı Viki Habif?in ve Milliyet gazetesi yazarları Güngör Uras, Meral Tamer, Hurşit Güneş ve Serpil Yılmaz?ın katıldığı buluşmada turizm konuşuldu.  Ulusoy krizde turizm sektörüne hiçbir destek verilmediğini, sektörün ülkeyi birleştirici, bütünlüğü sağlayıcı özelliklerinin olduğunu kaydetti.

http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=3&ArticleID=1075966&Date=27.03.2009&b=Turizmci%20KOBI%20destegi%20istiyor&ver=79

 

Yorum bırakın

Vakıfbank?ın hedefi 2 bin yeni müşteri

Vakıfbank?ın hedefi 2 bin yeni müşteri  

VAKIFBANK, Türkiye?de faaliyet gösteren 100 bin ihracat ve ithalat firmasının farklı ihtiyaçlarını karşılayacak dış ticaret işlemlerine yönelik yeni ürün paketleri hazırladı. Vakıfbank Genel Müdrü Yardımcısı İhsan Çakır, “İhracatdan, ithalata, işlem hacmine ve transfer sayılarına göre, her müşterinin kendi işlemlerinin özelliğine uygun 6 grupta paket ürün geliştirdiklerini söyledi. Çakır, “Bugüne kadar 2 bin 800 dış ticaret müşterisine ulaştık. Hazırlamış olduğumuz bu paketler sayesinde bir yıl içerisinde 2 bin müşteriyi daha Vakıfbank?a çekmeyi planlıyoruz. 2009 yılında tahminen ihracat 100 milyar dolara, ithalatta 135 milyar dolara düşebilir. Daralan dış ticaret pazarında artan rekabette ön plana çıkabilmek için bu ürünleri geliştirdik” diye konuştu. Çakır, 2008 yılında toplam 26 milyar dolarlık dış ticaret işleminin Vakıfbank üzerinden gerçekleştiğini belirtti.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11299627.asp?gid=254

Yorum bırakın